21 Eylül 2013 Cumartesi

ZEUGMA MÜZESİ GAZİANTEP



Gaziantep gezimizin son gününü Zeugma Müzesi'ne ayırdık. Müzedeki mozaiklerin akıbetini hayal meyal hatırlıyorum. Gazetelerden, haberlerden takip etmiştik. Gap Projesi sırasında ortaya çıkışlarını, baraj suyunun altında kalacak olan kısımlarının apar topar kurtarılmalarını...
Zeugma Gaziantep'in Nizip ilçesine 10 km uzaklıkta Fırat Nehri kıyısında M.Ö.300'lerde kurulmuş bir antik şehir. Kommageneliler Roma hakimiyetine girince hızla büyümüş ve o dönemin en büyük ve en canlı şehirlerinden biri olmuş. Varlıklı şehir halkı da işte bu zenginliğin ve gücün simgesi olarak mimaride mozaikleri kullanmışlar.
Yaklaşık 1700 yıl sonra işte o antik mozaikler, sadece mozaikler değil mozaiklerin olduğu villaların sütunları, duvarları ve duvarlardaki freskler bir bütün halinde bu müzede sergileniyor. Bulundukları yerde bırakılamadıkları için antik kent böyle kapalı bir alana taşınmış.
 Zeugma Müzesi'nin açılış tarihi 9 Eylül 2011. Toplam 30.000 metrekare üzerine kurulmuş. 3 ayrı binası var. Konferans salonu ve idari bölümler haricinde sergi için toplam 7.075 metrekare alan ayrılmış.
Zeugma Müzesi'nin girişinde isteğe bağlı ve ücretli olarak birer IPhone ve kulaklık verdiler. Her mozaik numaralandırılmış ve IPhone'da bu numarayı girdiğinizde o mozaikle ilgili her türlü bilgiyi dinliyorsunuz. Gerçekten süper hizmet.
 İlk başta çocuklara sıkılırlar diye Iphone almadık ama ısrar ettiler ve inanılmaz bir şekilde tek tek her mozaiğin önünde durup hepsinin hikayesini büyük bir merakla dinlediler.
Zeugma Müzesi'nin girişinde fotoğraftaki buluntu yer alıyor. Fotoğraf müzeye getirilmeden önce bulunduğu yerde çekilmiş.
Bazalt taştan yapılmış bir kabartma bu. Solda duran adam Kommagene Kralı, yanında duran ise Yunan tanrılarından  Herakles. Birbirleri ile el sıkışıyorlar. İlginç yanı ise uygarlık tarihinde rastlanan ilk tokalaşma sahnesi olması.
Zeugma Müzesi'nin girişinin hemen sağında, bodrum katta sergilenen Roma hamamına ait mozaikleri görüyoruz.
Aynı bölümde yine Zeugma'da bulunan bronzdan yapılmış Mars Heykeli de sergileniyor.
Roma'da Savaş Tanrısı olan Mars bir elinde tuttuğu mızrakla savaşı, diğer elinde tuttuğu bahar dallarıyla da baharı temsil ediyor.
Zeugma Müzesi'nin giriş katında Fırat Nehri'nin kenarındaki villalarda bulunan mozaikler yer alıyor.
 Kazılarda çıkarılan Poseidon ve Euphrates ikiz villalarının mozaikleri, duvar resimleri, çeşmeler,
sütunları ve duvarları aslına uygun olarak yerleştirilmiş.

Fresklerden örnekler.
Zeugma Müzesi
Zeugma antik kentinden getirilen mozaiklerden bazıları havuz tabanı olarak yapılmış. Bunların görüntüsü sanki üzerlerinde su ve yapraklar varmış gibi halogramla yere yansıtılarak ilginç görsel efektler yaratılmış. Siz havuzun üzerinde yürüdükçe yapraklar sizden uzaklaşıyor.
Diğer bir havuzda da yaprak yerine balıklar var.
İşte yukarıdaki havuz mozaiğinin orijinali.
Mozaikte Akhilleus'un Troya Savaşı'na katlmasının hikayesi anlatılıyormuş.
Resmin etrafında yer alan iç bordüre dikkat. Havuzun içindeki su dalgalandıkça desen de dalgalanıyormuş hissi yaratıyormuş!
Bir başka havuz tabanı mozaiği. Diğerlerinden farklı olarak altıgen formunda. Ortadaki resimde Fırat Nehri tanrısı Euphrates görülüyor. Sol taraftaki Fırat Nehri'nin genç nehir tanrısı ile sağ taraftaki su perisi Naias Fırat'ı besleyen çayları ve bu çayları besleyen pınarları simgeliyor.
Yine villalardan birinin havuz tabanı olduğu tahmin edilen bu mozaikte açık denizlerin tanrısı olan Oceanos ile denizdeki dişi unsuru temsil eden Tethys deniz canlılarıyla çerçevelenmiş olarak betimlenmiş. Dünyadaki bütün ırmakların ve nehirlerin bu iki tanrıdan meydana geldiğine inanılırmış.
  Ve Zeugma Müzesi'nde benim en beğendiğim mozaik. Havuz ya da yemek odası tabanı olduğu tahmin ediliyor. İçindeki balıklarla ben havuz zemini olmasını daha çok yakıştırdım.
Bu mozaikte Oceanos ve Tethys'e ilaveten Posseidon da yer alıyor.
Antik Zeugma'daki Roma tipi vilların birinin büyük yemek salonu burası. Hani şu filmlerde gördüğümüz Romalı erkeklerin divanlarda yarı uzanarak yemek yedikleri ziyafet sofralarının olduğu salonlardan bir tanesi. Hani şu danslı eğlenceli yemekler.
Aynı mozaiğin yukarıdan çektiğimiz fotoğrafı. Perseus'un Medusa'nın başını kesme hikayesi anlatılıyormuş.
 Burası da yine bir Roma villasının mutfağı.
 Kadınlar karşısında aciz erkeği betimleyen bir tanrı olan Akratos sevinç, neşe, ışıltı, güzellik simgesi Euphrosyne'nın kadehini içki ile dolduruyor.
Bazı mozaikler ise duvarda sergileniyor.
Sol taraftaki mozaik daha yakından. Ortada küçük bir kafa, etrafında geometrik şekiller.
Zeugma Müzesi'ni gezerken bütün mozaiklerde anlatılan hikayeleri okumak ya da dinlemek mümkün. Ama hikayeler o kadar karışık ki o antik Tanrıların hiçbiri aklımda kalmadı. Açıklamasını internetten bulabildiğim mozaiklerin detaylarını kısaca yazdım buraya.
Zeugma Müzesi'nde yer alan pek çok mozaik eksik olarak sergileniyor. Bunun başlıca sebebi kaçakçılık.
 Toprak, ürün ve bereket tanrısı Demeter.
Resmin etrafındaki çerçevede o yöredeki hayvanlar resmedilmiş.
Aşk (Eros) ve ruh (Physke)'nin hikayesi.
Bu mozayiğin hikayesi buraya yazamayacağım kadar uzun. Bu mozaikle ilgili hatırladığım mozaik sanatında ilk olarak burada ince bir kumaşın altından çıplak tenin görünmesi tekniği başarıyla uygulanmış.
Metiokhos ile Parthenope'nin efsanevi aşkı. Uzun hikaye...
Aphrodithe (Venüs)'in doğuşu.
Venüs'ün surat gitmiş!
Mozaiklerin hepsi çeşitli geometrik desenlerdeki bordürlerle çerçevelenmiş.
Sadece geometrik desenlerden oluşmuş bir mozaik.
Buradaki geometrik desenlerde üç boyut efekti var.
Mozaiklerin yarısı gitmiş, yarısı kalmış. Köylüler daha hiç kimseler bu mozaiklerden haberdar değilken yabancılara satmışlar.
Zeus aşık olduğu Europa'nın yanına altın rengi bir boğa olarak gelir. Sonra hikaye devam eder ve mutlu sona ulaşır.
Bu kimdi? Dilimin ucunda...Hatırlayamıyorum!
Nihayet, Çingene Kızı. Üst katta özel bir bölümde sergileniyor. Labirent şeklindeki siyah duvarların arasından geçerek Çingene Kızına ulaşıyorsunuz.
1992 yılında mozaik Zeugma'nın simgesi haline gelmiş. Aslında yer tanrısı Gaia olmasına rağmen kulağındaki küpeler nedeniyle ilk bulunduğu anda çingene kızı olduğu söylenmiş ve sonra adı öyle kalmış.
Bu mozayiğin en önemli özelliği gözlerinde üç çeyrek bakış tekniğinin uygulanmış olmasıymış. Yani resme hangi yönden bakarsanız bakın o da size bakıyor, sizi izliyor Çingene Kızı.
Ne yazık ki Çingene Kızı'nın dahil olduğu mozaiğin büyük bir kısmı kayıp. Bulunabilen parçalar kısım kısım yerleştirilmiş. Çingene Kızının da olması gerektiği yere kopyası konmuş.
"Kahvaltı Sofrasındakiler." Çok yüksek kalitede olan bu mozaik mükemmele yakın bir vaziyette korunmuş.
Üst katta dolaşmaya devam ediyoruz.
Daidalos Mozaiği. Kenar bordürleri üç boyutlu gibi. Bir Roma villasının yemek odasının taban mozaiği imiş. Resimde tam dört ayrı mitolojik öykü anlatılmış.
Zeugma Hatırası.

Gaziantep'e eğer hala gitmediyseniz baklava, kebap bir yana sırf Zeugma Müzesi'ni gezmek için gidin derim.

6 yorum:

gülten s, dedi ki...

Benim de canım gitmek istedi..;)

sağlıcakla,

gltn s,

Nesrin Galatalı dedi ki...

Gülten Hanım fırsat bulursanız mutlaka gidin.
Sevgiler...

selma gonen dedi ki...

Daha önce gitmiştim ama Zeugma Müzesini gezmek nasip olmadı..Bir kez de bu müze için gitmek gerek..
Elinize sağlık çok keyifliydi.

Nesrin Galatalı dedi ki...

Teşekkürler Selam Hanım. Sevgiler

nescake dedi ki...

Senin yazıların da etkisiyle baharda gidiyoruz inşallah :)

Nesrin Galatalı dedi ki...

Neslihan'cım eminim Gaziantep'ten bir sürü yemek tarifiyle dönersin :)